ARAŞTIRMA DOSYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ARAŞTIRMA DOSYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Araştırma Dosyası: Avrupa Şampiyonası Tarihinde Hakemler

euro 2008 de hep yakındığımız gibi yine hakem gönderemediğimiz bir turnuva olmuştu hatırlarsanız. euro 2008'e hakem gönderen 12 ülkeye göz atalım önce. ardından da daha önceki 12 turnuvanın 7 tanesinde hangi ülkelerin hakemleri yer almış ve hangi ülkeler kaçar kez temsil edilmişler ona bakalım.

euro 2008 hakemleri

Herbert Fandel (Almanya) (1964- )
Konrad Plautz (Avusturya) (1964- )
Frank de Bleeckere (Belçika) (1966- )
Pieter Vink (Hollanda) (1967- )
Howard Webb (İngiltere) (1971- )
Manuel Enrique Mejuto Gonzalez (İspanya) (1965- )
Peter Frojdfeldt (İsveç) (1963- )
Massimo Busacca (İsviçre) (1969- )
Roberto Rosetti (İtalya) (1967- )
Tom Henning Ovrebo (Norveç) (1966- )
Lubos Michel (Slovakya) (1968- )
Kyros Vassaras (Yunanistan) (1966- )

listedeki 12 isimden en yaşlısı 45 yaşındaki isveçli hakem peter frojdfeldt iken en genç hakemse 37 yaşındaki ingiliz hakem howard webb olacak. görünen o ki şampiyonadaki hakemlerin büyük kısmı yaşları gereği bir daha böylesi bir organizasyonda düdük çalamayacaklar.



turnuvaya hekem gönderen 12 federasyondan hakemini yalnız yollayanları da var elbette. elemelerde aynı grupta olduğumuz norveç milli takımı yok mesela avrupa şampiyonasında ama hakemleri tom henning ovrebo görev alacak. aynı şekilde ingilizler, belçikalılar ve slovaklar da hakemleriyle temsil edilecekler. bizim gibi hakem göndermeyip turnuvaya katılan ülkeler olarak ise çek cumhuriyeti, portekiz, fransa, rusya, hırvatistan, romanya ve polonya'yı görüyoruz. fakat bu ülkelerin hepsi bizim gibi uzun zamandır hakemsiz değiller turnuvalarda. son 4 şampiyonanın üçüne katılmamıza karşın 1980'de hilmi ok 1996'da ahmet çakar'ı gönderebilmişiz maç yönetmeleri için bu turnuvaya.

1980-2004 arasında toplam 80 ülke katılma hakkı elde etmişler. 1996'dan itibaren turnuvaya katılım 16 ülkeye çıkarılmıştı, bahsedecğimiz önceki 4 turnuvadaysa sadece 8 takım katılıyordu avrupa şampiyonasına. öncelikle kimler kaç kez katılmışlar 1980'den beri ona bakalım:

7 kez
almanya (1980, 1984 ve 1988'de batı almanya olarak)

6 kez
danimarka, hollanda, ingiltere, ispanya

5 kez
fransa, italya

4 kez
çek cumhuriyeti (1980'de çekoslavakya olarak), portekiz, rusya (1988'de sscb ve 1992'de bdt olarak)

3 kez
belçika, isveç, romanya

2 kez
bulgaristan, hırvatistan, iskoçya, isviçre, türkiye, yugoslavya, yunanistan

1 kez
irlanda cumhuriyeti, letonya, norveç, slovenya

batı almanya, çekoslavakya, sscb ve bdt gibi şu anda yer almayan ülkeleri saymazsak 24 ayrı ülkenin katıldığını görüyoruz son 7 şampiyonaya. özellikle 1996'dan itibaren takım sayısının artmasıyla daha önce bu turnuvaya katılamamış bulgaristan, isviçre, türkiye, norveç, slovenya ve letonya gibi ülkeler de avrupa şampiyonasında boy göstermiş oldular.

-Tıp Fakültesi'nden yarışma sunuculuğuna. Bugünlerde farklı tartışmaların içinde gördüğümüz Ahmet Çakar'ın parlak hakemlik kariyerini hatırlayan var mı?-

şimdi de gelin, bahsettiğimiz turnuvalarda hangi ülkelerin hakemleri daha çok yer almış ona bakalım. bir fikir vermesi açısından baştan belirtelim son 7 turnuvada görev alan orta hakem sayısı 103. ayrıca bazı turnuvalarda aynı ülkenin iki hakemi de görev aldığı için haliyle bazı ülkelerde yediden fazla hakem çıkması normal karşılanmalı.

11 kez
almanya (1980, 1984 ve 1988'de 3 kez doğu almanya, 3 kez de batı almanya adına)

9 kez
italya

7 kez
fransa, ingiltere, ispanya, isviçre

6 kez
avusturya, hollanda, isveç

5 kez
danimarka, iskoçya, portekiz

4 kez
belçika, rusya (1984'te sscb ve 1992'de bdt adına)

3 kez
macaristan

2 kez
çek cumhuriyeti (1984'te çekoslavakya adına), romanya, türkiye

1 kez
belarus, bulgaristan, mısır*, norveç, slovakya

çekoslavakya'yı çek cumhuriyeti altında değerlendirmek ne derece doğru olur bilemem ama sonuçta 23 ayrı ülkeden hakemin 1980-2004 arasında görev aldığını görüyoruz. hırvatistan, yugoslavya ve yunanistan bizden de kötü durumdalar. çünkü 2 kez katıldıkları turnuvada en azından 1980 sonrasında hakemleri yok. aynı şekilde irlanda cumhuriyeti, letonya ve slovenya da turnuvaya 1 kez de olsa katılmalarına karşın hakem yollayamamışlar. bu ülkelerden yunanistan kyros vassaras ile makus talihini yenmiş olacak bir bakıma.

-2004 Portekiz-Yunanistan finalinin hakemi Dr. Markus Merk'i hakemliği bıraktığı için euro 2008'de göremedik, ama almanlar yine hakemsiz kalmamışa benziyorlar-

tam tersine, turnuvaya katılmadığı halde nerdeyse her turnuvada hakemi yer alan bir ülke ise ev sahiplerinden avusturya. tabii ki geçmişte yakaladıkları başarıları çok fazla ve biz sadece 1980-2004 arasını inceliyoruz. avusturya milli takımı bu süreçte avrupa şampiyonasında yok ama 6 kez hakemlerini yollamışlar. macaristan 3 kez hakem göndermiş ama 1980'den beri turnuvada yok. aynı şekilde belarus, slovakya ve ilginçtir mısır* da hakemleriyle temsil edilen ülkeler olmuş. sadece 2 kez bu turnuvada yer alan ülkelerden isviçre 7, iskoçya da 5 kez hakem göndererek en karlı ülkeler arasında önlerdeler.

yıllardır söylemekten usanmadığımız bir gerçek büyük turnuvalara hakem gönderemediğimiz. ancak yukarda yansıtmaya çalıştığım tabloya göre milli takım-hakem başarısı açısından dengeli ülkelerdeniz. hani her turnuvaya katılsak, ama hiçbir hakemimiz çağrılmasa sorunun temelinde hakemlik kurumu yatar diyenlerin eline bir koz geçecek ama durum da onu göstermiyor ki.

* 2000 yılında belçika ve hollanda'nın ortaklaşa gerçekleştirdiği 11. avrupa şampiyonasında mısırlı hakem gamal al-ghandour da düdük çalmıştı.

Araştırma Dosyası: Finale Yabancısız Çıkanlar

futbolda kulüplerin son yıllarda yabancıya ne kadar çok yöneldiklerini vurgulamak için bir araştırma yapmış ve şampiyonlar ligi tarihinde finalde mücadele eden takımların sahaya kaç tane yabancı oyuncuyla çıktıklarından bahsetmiştim. gerçi bu yazının ardından ayrıntılı bir analiz yapmayı planlarken zamansızlıktan şu anda bu konuyla ilgili başka bir araştırma yapalım diye düşündüm. bu yazının konusu şampiyon kulüpler kupası tarihinde final maçına çıkardıkları onbirde hiç yabancıya yer vermeyen takımlar. burda iki kıstası belirteyim hemen. birincisi, çifte pasaportu olan oyuncular eğer oynadıkları takımın temsil ettiği ülkenin de vatandaşıysalar yerli olarak değerlendirildiler. yine de atlamamaya çalışarak en altta belirttim bu oyuncuları. ikincisi de özellikle ingiliz takımlarını etkileyecek bir durum. iskoç, galli veya irlandalı oyuncular dışında tamamen ingilizlerden kurulu da olsalar bu takımları değerlendirmeye almadım ama yine en altta onlara da değindim.

işte 1955/56 sezonunda başlayan şampiyon kulüpler kupası boyunca finale yabancısız çıkan takımlar (koyu renkli olanlar şampiyon takımları göstermektedir):

1955/56 Real Madrid (İsp) *
1955/56 Stade Reims (Fra)
1958/59 Stade Reims (Fra)
1959/60 Eintracht Frankfurt (Alm)
1960/61 Benfica (Por)
1961/62 Benfica (Por)
1961/62 Real Madrid (İsp) **
1962/63 Benfica (Por)
1964/65 Benfica (Por)
1965/66 Real Madrid (İsp)
1965/66 FK Partizan (Yug)
1966/67 Celtic (İsk)
1966/67 Internazionale (İta)
1967/68 Benfica (Por)
1969/70 Celtic (İsk)
1970/71 Panathinaikos FC (Yun)
1978/79 Malmö FF (İsv)
1981/82 Bayern Munich (Alm)
1985/86 FC Steaua Bucharest (Rom)
1988/89 FC Steaua Bucharest (Rom)

tabloya şöyle bir bakarsak ilk gördüğümüz yabancıya rağbet edilen yılın -finaller baz alındığında- 1971 sonrası olması. aslında 1970lerde finallerde hollanda, alman ve ingiliz takımlarının egemenliği vardı. hollanda takımları derken ajax'ı kast ediyoruz ve ajax'ın kadrosu da genelde hollandalılardan kurulu olsa da en az bir yabancı içermiş üst üste 3 finalde. almanlar zaten danimarka, belçika, isveç gibi ülkelerden oyunculara yönelmişlerdi. bu ülkelerin yıldızları güçlü alman takımlarında oynamayı tercih etmeye başlamışlardı bir başka deyişle. ingilizlere de birazdan değineceğiz.

sahaya yerlilerle çıkan 20 finalistin 6 tanesi gülebilmiş sadece. hatta 1967'de celtic kupayı müzesine götürdükten sonra bunu başaran sadece steaua bucharest olmuş 1986'da. 1989'da bir kez daha denemişler ama ac milan'ın en sağlam anına denk gelmişlerdi. bir daha da steaua bucharest gibi yabancısız sahaya çıkan olmamış, bundan sonra da herhalde olmaz.

benfica 5 kez finale yabancısız çıkıp 2 kez de bu finalleri kazanarak incelememizde özel bir yere oturan takım olmuş. 1961-68 arasındaki 8 finalin 5 tanesinde yer alan efsane kadrodaki tüm ilk onbir oyuncuları portekizliymiş.

benfica gibi iki kez kupayı yabancısız kazanan (ilkini aşağıda açıklayacağız) real madrid bir kez de finalde kaybetmiş yerli kadrosuyla.

toplamda 5 kez portekiz, 3 kez ispanyol, 2'şer kez fransız, alman, iskoç, rumen 1'er kez de yugoslav, italyan, yunan ve isveç takımları sahaya sadece kendi ülkelerinden oyunculardan kurulu kadroyla çıkmışlar. ancak sadece almanlar bu alanda iki ayrı takımla yer almışlar: eintracht frankfurt ve bayern munich.

1956, 1962, 1966 ve 1967 finallerinin de iki finalistin de yabancısız sahaya çıktığı finaller olduğunu ekleyelim yeri gelmişken.

gelelim ingilizlere. 1968'de manchester united ilk kez kupayı kazanırken ilk onbirinde 7 ingiliz, 2 irlandalı, 1 de iskoç ve kuzey irlandalı oyuncu varmış. 1975'de bayern munich'e 2-0 ile kaybeden leeds united ise daha da karma bir britanya takımı olarak çıkmış sahaya: 5 iskoç, 4 ingiliz, 1 irlandalı ve galli ile. 1977'de liverpool onbiri 9 ingizin yanındaki galli ve irlandalıdan oluşurken aynı takım 1978 ve 1981'de 8 ingiliz ve 3 iskoç ile finali kazanmış. ingiliz-iskoç dayanışması 1979 ve 1980 yıllarında nottingham forest'a da yaramış ve ilk finalinde 3, ikincisindeyse 4 iskoçla sahaya çıkan nottingham forest kupaya uzanmış. 1982'de bu formülü son olarak aston villa işletmiş ve yine 8 ingiliz-3 iskoçlu onbiriyle bayern munich'i geçip şampiyon olmuş.

* 1956 finalinde real madrid onbirindeki alfredo di stéfano arjantin-ispanya çifte pasaportuna sahipti.
** 1962 finalinde real madrid onbirindeki oyunculardan josé santamaria uruguay-ispanya, alfredo di stéfano arjantin-ispanya ve ferenc puskas macaristan-ispanya pasaportuna sahipti.

Araştırma Dosyası: Dünya Kupalarının En Genç ve En Yaşlı Gol Kralları


-macarların efsane oyuncularından florian albert 1962 dünya kupası gol krallarından biriydi. 1998'in müthiş hırvatistan takımı davor suker ile gol kralını da çıkarmayı başarmıştı-

1978'de ilk kez dünya şampiyonu olan arjantin, aynı kupada gol kralını da çıkarmıştı. mario kempes 6 golle kupanın en golcü oyuncusu olurken takımının şampiyonluğunda da büyük pay sahibiydi. tabii ki 1978 dünya kupası ile ilgili başka söylentiler de yıllar boyunca dile getirildi ama konumuz şimdilik bu değil.

kupa sırasında valencia'da top koşturan kempes henüz 24 yaşını doldurmamıştı ve dün akşamki maçta da kempes'i görünce aklıma dünya kupaları tarihindeki en genç gol kralı kempes mi sorusu geldi. aslında oyuncuların en verimli oldukları çağ şeklindeki değerlendirmelere bakarak bu sorunun aklıma geldiğini söylemeliyim. ufak bir araştırmayla 1930'dan 2006'ya tüm dünya kupalarının gol krallarının yaşına erişmek mümkün oldu:

1930 Guillermo Stabile (Arjantin) (25 yaş)
1934 Oldrich Nejedly (Çekoslavakya) (25 yaş)
1938 Leonidas (Brezilya) (25 yaş)
1950 Ademir (Brezilya) (28 yaş)
1954 Sandor Kocsis (Macaristan) (25 yaş)
1958 Just Fontaine (Fransa) (25 yaş)
1962 Garrincha (Brezilya) (29 yaş) - Vava (Brezilya) (28 yaş) - Leonel Sanchez (Şili) (26 yaş) - Drazan Jerkovic (Yugoslavya) (26 yaş) - Florian Albert (Macaristan) (21 yaş) - Valentin Ivanov (SSCB) (28 yaş)
1966 Eusébio (Portekiz) (24 yaş)
1970 Gerd Müller (B. Almanya) (25 yaş)
1974 Grzegorz Lato (Polonya) (24 yaş)
1978 Mario Kempes (Arjantin) (24 yaş)
1982 Paolo Rossi (İtalya) (26 yaş)
1986 Gary Lineker (İngiltere) (26 yaş)
1990 Salvatore Schillaci (İtalya) (26 yaş)
1994 Hristo Stoichkov (Bulgaristan) (28 yaş) - Oleg Salenko (Rusya) (25 yaş)
1998 Davor Suker (Hırvatistan) (30 yaş)
2002 Ronaldo (Brezilya) (26 yaş)
2006 Miroslav Klose (Almanya) (28 yaş)

görüldüğü gibi en genç gol kralı ünlü macar futbolcu florian albert. zaten tam 6 oyuncunun krallığı paylaştığı 1962 dünya kupasından bir ismin çıkması şaşırtıcı olmadı. albert henüz 21 yaşındayken dünya kupasında gol kralı olmayı başarmış. öte yandan 30 yaşını aşıp da gol kralı olan tek oyuncu davor suker. onun da malum iç savştan dolayı daha önceki dünya kupalarında oynaması zor olduğundan krallığı 30 yaşına ertelediğini söyleyebiliriz.

en genç ve en yaşlı dışındakilerin hepsinin de 24-29 yaş aralığında olması ayrı bir istatistik olarak önümüzde duruyor. demek ki 2010 dünya kupasında gol kralının 1970'lerde doğan bir golcü olması epey zor gibi.

Araştırma Dosyası: Şampiyonluğa Hasret Büyükler

nedir büyüklerden çektiğimiz adlı yazıda sadece bizim ligimizde değil avrupa'nın önde gelen liglerinde şampiyonluk sayısı olarak büyük takımların üstünlüğü olduğunu belirtmiştik. fakat yazımızın bir yerinde de büyüklerin bile kendi aralarındaki dengenin değişmek üzere olduğunun işaretlerini aldığımızı söylemiştik. portekiz'de son 25 yılda fc porto 15 kez, benfica 7 kez şampiyon olurken sporting lisbon'un 2 şampiyonlukta kalmasını da örnek göstermiştik. portekiz'e çok benzer şekilde hollanda'da da son 26 yılı psv eindhoven 13, ajax 10, feyenoord ise sadece 3 şampiyonlukla kapamışlar. bu iki ligde üç büyüklerin yerini yavaş yavaş iki başlı bir lige bırakmak üzere olduğunu düşünebiliriz ama tarihteki başarıları sporting lisbon ve feyenoord'u ayakta tutmaya çalışıyor.

bu konu üzerinde düşünürken avrupa'da tarihinde pek çok şampiyonluklar olan ama uzun süredir başarıya hasret kalan takımlar kimler diye bir araştıralım dedik. araştırmanın ilk kısmını içinde bulunduğumuz sezon itibariyle en uzun süredir başarıya hasret olan takımlara, ikincisini de elimizden geldiğince geçmişte uzun süre şampiyon olamayan takımlara ayırdık. bu araştırmanın aklımıza düşmesinde yukardaki yazımız kadar kingsantillana'nın ofk beograd ile ilgili yazısının da payı büyüktür, yeri gelmişken söyleyelim.

şu anda hala ligin büyüklerinden görüldükleri için çaktırmıyorlar belki ama 16 yıldır şampiyon olamıyor marseille.

bu araştırmada yer alacak takımların sınırlarını da kendi liginde en az 10 şampiyonluk almış veya ülkesinin en çok şampiyonluk kazanan üç takımından biri olmuş ve 10 yıldır mutlu sona ulaşamayan takımlar olarak çizdiğimizi de baştan belirtelim. ve ilk aklımıza gelen takımla başlayalım. st. etienne fransa ligi'nin hala daha en çok şampiyonluk kazanan takımı, 10 kez ligue 1'i en önde bitirmişler. sadece 3 yıl onlarda top koşturan ama efsaneleşmesinde katkıları olan michel platini gittiğinden beri de şampiyonlukları yok. aslen platini 1982'de futbol kariyerinin muhteşem yıllarını yaşayacağı juventus'un yolunu tutmadan bir sene önce 1981'd gelmiş son şampiyonluk. ezeli rakipleri olympique lyon 6 yıldır durmadan kazanırken onlar 27 yıldır bekliyorlar. yakın gelecekte de bu özlemleri dinecek gibi durmuyor. yeri gelmişken belirtelim. st. etienne forması giymiş olup da fransız futbolunda önemli yerlere gelen tek oyuncu michel platini değil tabii ki. aimé jacquet, 13 yıl oynadığı takımda 5 kez şampiyonluk yaşamış bir oyuncuydu, 1998'de fransa'ya ilk dünya kupasını kazandıran teknik adam olduğunu hatırlarsınız. patrick battiston, jacques santini (12 yılda 5 şampiyonluk), laurent blanc, grégory coupet ve willy sagnol gibi oyuncular kariyerlerinin bir döneminde st. etienne için ter döktüler. dünya futbolundan da önemli isimler vardı st. etienne'de oynayan. kamerunlu efsanevi golcü roger milla, hollanda'nın dünya kupası finali oynayan unutulmaz kadrosundan johnny rep, yine hollandalı orta saha oyuncusu rob witschge ve zinedine zidane'ın kendime örnek aldığım oyuncu dediği slovak lubomir moravcik bu takımda oynamış yıldızlardan ilk akla gelenler.

fransa demişken st. etienne kadar uzun bir süredir olmasa da tam 16 yıldır şampiyon olamayan bir takım çıkıyor karşımıza. üstelik 8 kezle st. etienne'den sonra en çok şampiyon olan takımdan bahsediyoruz: olympique marseille. 1980'lerin sonu ve 1990'ların başındaki güzel günler 4 şampiyonluk getirmişti üst üste, avrupa'daki başarılarla birlikte. şu anda hala ligin büyüklerinden görüldükleri için çaktırmıyorlar belki ama dediğimiz gibi 16 yıldır şampiyon olamıyor marseille. tabii bu dönemi st. etienne gibi üst sıraları hiç zorlayamadan da geçirmiyorlar ama 16 yıl boyunca ikinci olsalardı bile taraftarlarını memnun edemezlerdi herhalde.

ilk 35 sezonun yarısından fazlasını ilk iki sırada bitirmiş union sg. ama bir daha bırakın şampiyon olmayı, belçika 1 ligi'ne yani jupiler league'e ne zaman dönerler, orası meçhul.

ingiltere'ye ve tabii ki liverpool'a geçiyoruz. dile kolay tam 18 yıl; 18 şampiyonluğun ardından bekledikleri süre bu liverpoolluların. tarihteki başarılarından bahsetmeye gerek yok, hatta yakın tarihte bile avrupa'da kazandıkları başarılar hatırlanacaktır. 2001'de uefa kupası'nı ve 2005'de şampiyonlar ligi'ni kazandılar, geçen sene de şampiyonlar ligi finalistiydiler. ama ne olduysa artık lig şampiyonluğu bir türlü gelmiyor, zaman zaman yaşadıkları mali krizler olabilir ama ekonomik olarak diğer kulüplerin çok gerisinde değiller, kesenin ağzını açıyorlar, yıldızlar geliyor ama nedense her türlü başarının yanında şampiyonluk gelmiyor bir türlü.

ispanya'da real madrid ve fc barcelona'nın ardından ismi üçüncü takım olarak telaffuz edilir ama madrid temsilcisi 12 yıldır la liga şampiyonluğuna hasret durumda. son yıllarda yaşananlar da gösterdi ki atlético zaman zaman ikinci ligin yolunu tutabilecek, her sezon puan cetvelinin üst sıralaraında olamayacak. belki acı bir gerçek ama sanırım doğrusu bu. onlar da liverpool'a benzer şekilde zaman zaman çok para harcıyorlar, yıldız isimlerle takviye ediyorlar kadrolarını ama liverpool'dan farklı olarak elle tutulur bir avrupa başarıları da yok şampiyonluk yaşamadıkları dönemde.

listeye almamızı yadırgayanlar belki çıkabilir. çünkü bahsedecğimiz takım 1963'de 1. ligden düşmüş, hatta 1980'de ordan da düşmüş ama sonra biraz toparlanmışlar. bugün belçika'nın en çok şampiyonluk kazanan üç takımını saymaya kalksak çoğumuz anderlecht, club brugge ve standard liége'i söyleriz herhalde. ilk ikisi doğru da standard liége'i 4. sıraya atan takım, her ne kadar 73 yıldır şampiyon olamasa da union sg adlı bir takım. şu anda belçika 2. ligindeler ama ülke futbolunun 2. dünya savaşı'na kadarki döneminin tartışmasız en başarılı takımı olmuşlar: 11 şampiyonluk, 8 ikincilik, 2 belçika kupası. sözün özü ilk 35 sezonun yarısından fazlasını ilk iki sırada bitirmişler. ama bir daha bırakın şampiyon olmayı, belçika 1 ligi'ne yani jupiler league'e ne zaman dönerler, orası meçhul.

çek cumhuriyeti'nde ilginç bir tablo çıkıyor karşımıza. dağılmanın ardından 1993'de başlayan ligi sparta praha o kadar domine etmiş ki lig tarihinde -tabii ki çekoslavakya zamanı dahil- en çok mutlu sona ulaşan 3 takımdan ikisi uzun süredir şampiyon olamıyorlar. üstelik bir tanesi hep zirveye yakın olan slavia praha. 15 kez şampiyon olmuş bu takımın 1996'dan bu yana şampiyon olamadığını görüyoruz. gerçi şampiyonluktan sonra 5 kez şampiyonlar ligine katılma hakkı elde ettiler ama gruplara da ilk kez bu sezon kalabilmişlerdi. slavia paraha'dan daha talihsizi ülke futboluna sayısız yıldız yetiştiren dukla praha. 11 kez şampiyon olmuşlar ama en son 2. ligdeydiler. 1960'larda 5 kez şampiyon olan takımın kadrosundaki en önemli yıldız josef masopust idi (1962'de avrupa'da yılın futbolcusu, 2003'de çek cumhuriyeti futbol tarihinin son 50 yıldaki en iyi oyuncusu seçildi). yine 1976 yılında çekoslavakya avrupa şampiyonu olurken kalede devleşen ivo viktor da kulübün efsanelerinden. son olarak pavel nedved'in de dukla praha genç takımında bir sezon oynadıktan sonra sparta praha formasıyla profesyonelliğe adım attığını ekleyelim. ne yazık ki 1990'larda gelen kriz dukla praha'yı başarıların çok uzağına itmiş. son şampiyonluklarıysa 26 yıl öncesinde kalmış.

danimarka'da ise en çok şampiyonluk kazanan takım hala kıta avrupasının ilk futbol kulübü olan kb. 15 kez danimarka'nın en büyüğü olmuşlar sonuncusu 1980'de olmak üzere. ancak 7 şampiyonluğu bulunan b 1903 takımıyla 1992 yılında birleşerek fc kopenhavn'ı oluşturdukları için uzun süredir şampiyon olamadıklarını söylemek doğru olmayacak. zaten fc kopenhavn da kısa sürede yakaladığı 6 şampiyonlukla kendisini oluşturan iki takımın başarılarını devam ettiriyor danimarka'da. ancak en çok şampiyonluk kazanan ikinci takıma gelirsek, bu unvanı brondby ile paylaşan b 93, 62 yıldır 11. şampiyonluğu bekliyor. bekliyor diye öylesine söyledik aslında çünkü şu anda onlar da 1. ligin uzağındalar.

1956'da gornik zabrze'nin ilk şampiyonluğundan ruch chorzow'un 1989'daki son şampiyonluğuna kadarki 33 yılın 20'sinde bu iki takımdan biri polonya'da mutlu sona ulaşmış.

isveç futbolu deyince aklımıza ilk olarak ifk göteborg ve malmö ff takımları gelecektir, biraz da ülke takımlarımızla yaptıkları maçların burukluğuyla. bir zamanlar avrupa'da fena sayılmayacak işler yapan bu iki takım kendi liglerinin de en çok şampiyon olan takımları ve avrupa'da olmasa da kendi liglerinde hala daha şampiyonluk mücadelesi verebiliyorlar. ancak, isveç'te ilk 4 yılı şampiyon bitiren ve toplamda da 12 şampiyonlukla 3. sırada yer alan örgryte is adlı takımın son 23 yılda hiç şampiyonluk kazanamadığı göze çarpıyor. aslında son şampiyonluklarını hariç tutarsak 11 şampiyonlukları ligin ilk 18 sezonunda gelmiş. ifk göteborg ile ligin en önemli derbisini oynayan bu takım şu anda 2. ligde ama yakın geçmişte marcus allback, johan elmander ve afonso alves gibi yıldızlara sahiplerdi. örgryte is ile aynı kaderi paylaşan bir diğer isveç temsilcisi de 1940'lar ve 1950'lerin müthiş ifk norrköping takımı. tomas brolin'in 1990 dünya kupası sonrasında parma'ya gitmeden önceki takımı olarak da hatırlayabileceğimiz bu takımın son şampiyonluğu da 1989'a rastlıyor. 1942-63 arasında tam 11 şampiyonluk yaşayan bu takım da uzun aradan sonra -örgryte is gibi- 1989'da şampiyon olabilmişti ama bir sonraki şampiyonlukları ne zaman gelecek bilemeyiz. ayrıca ifk norrköping'den bahsetmişken, ac milan'ın 1949'da -isveç milli takımının 1948 londra olimpiyatlarında altın kazanmasının ardından- kadrosuna kattığı ve gre-no-li diye adlandırılacak olan üç isveçli yıldızdan gunnar gren dışındaki ikisinin de bu takımdan gittiğini söyleyelim: gunnar nordahl ve nils liedholm. ayrıca yakından tanıdığımız kennet andersson da bir ara bu takımda oynamıştı. isveç kısmına son noktayı koymadan bir söz de aik için söyleyelim. isveç'in bir ara en göze batan takımı konumundaydılar ama onların da son şampiyonluğundan bu yana tam 10 yıl geçmiş.

macaristan'da kıstaslarımıza uyan ilk takım ujpest. 20 kezle ferencvaros ve mtk budapest'in ardından en çok şampiyon olan takım onlar. ama tam 10 yıldır şampiyon olamamışlar. yine de geçen sezonu 4. bitirmeleri şampiyonluğun çok uzağında olmadıklarını gösteriyor. macaristan'da dikkat çeken bir diğer takım ise ülke futbolunun en büyüğü ferenc puskas (2000 yılında 10 numaralı formasını emekli etmişler) ile birlikte altın çağını yaşayan budapest honvéd. puskas ile 5 şampiyonluk yaşadıktan sonra bir duraklamaya girmişler ama 1980'lerde yine çıkışı bulup tam 6 şampiyonluk yaşamışlar. ama 1993'te gelen 13. şampiyonluktan sonra 15 yıldır bekliyorlar, tıpkı macaristan futbolu gibi onlar da eski güzel günlerin özlemi içindeler.

polonya ligi ise tam da bu yazının özüne uygun bir lig. ülke futbolunun uzun bir dönem en başarılı takımları olan iki takım son yıllarda yokları oynuyorlar. ruch chorzow 19, gornik zabrze ise 20 yıldır şampiyonluğa hasret. 14'er kezle ülke tarihinin en çok şampiyonluk yaşayan iki takımının da başkent temsilcisi olmaması ayrıca polonya'yı eski doğu bloku ülkelerinden ayıran en önemli futbol gerçeklerinden biri herhalde. 1956'da gornik zabrze'nin ilk şampiyonluğundan ruch chorzow'un 1989'daki son şampiyonluğuna kadarki 33 yılın 20'sinde bu iki takımdan biri polonya'da mutlu sona ulaşmış. son olarak bu iki takımın bulunduğu şehirlerin (chorzow ve zabrze) birbirlerine çok yakın konuşlanan ve madenciliğin geliştiği şehirler olduğunu not düşelim.

rusya'da ise beni şaşırtan ülke tarihinin spartak moscow'dan sonra en çok şampiyonluk yaşayan ve çoğu sezon avrupa kupalarında gördüğümüz takımının 32 yıldır şampiyon olamaması oldu. efsane kaleci lev yashin ile birlikte anılan dynamo moscow'dan bahsediyorum. yashin futbolu bıraktıktan sonra sadece bir kez -1976- şampiyonluk yaşayabilen bu takım yine de rus futbolunun önemli takımlarından biri olmayı sürdürüyor dersek yanılmış olmayız.

gelelim başta da dediğimiz gibi bu yazıyı yazmamıza vesile olan takımlardan ofk beograd'a. 1939'a kadar bsk beograd adı altında 5 kez mutlu sona ulaşmışlar ama 69 yıldır şampiyonluk yaşayamamışlar. bir başka deyişle crvena zvezda (kızılyıldız) ve partizan gelmiş, onların devri kapanmış. ikinci dünya savaşı'nın başlangıcına denk düşüyor son şampiyonlukları, bu da ilginç.

şampiyonluk hasreti çeken takımlarla ilgili araştırmanın ilk kısmını burada noktalıyoruz. söylediğimiz gibi fırsatını bulduğumuzda tarihleri boyunca çok beklemiş büyüklere de değineceğiz. bu kısım geçmişte şampiyonluğa alışıp da şu anda en uzun süredir şampiyon olamayan takımlarla ilgiliydi. bitirirken söylemek istediğimiz ise yukardaki takımların çoğunun istatistikler dışında fazla bir ortak bağı olmadığı. zaten halihazırda bulundukları ülkelerin futbol yapıları ve kültürleri çok farklı. örneğin liverpool hala liverpool ve herhalde hep öyle kalacak. yakın tarihte de şampiyonluklar yaşarlarsa pek şaşırmayacağız. ancak, union sg, dukla praha ya da ofk beograd gibi belli dönemlerde ülke futbolunu kasıp kavuran takımların endüstriyel futboldaki geri dönüşleri epey zor olacak gibi. yine de bu yazıda adı geçen takımların hepsinin düşüşleriyle ilgili ayrı ayrı yazı konusu olabileceğini düşünüyorum.

Araştırma Dosyası: Önemli Olan Katılmak

şampiyonlar liginde 2007/08 sezonu türk takımları adına en çok iki durumla hatırlanacak ilerde. fenerbahçenin tarihinin en büyük başarısına ulaşıp çeyrek finale kaldığı, beşiktaşın da şampiyonlar ligi tarihinde bir grup maçında en farklı yenilgiyi alan takım olduğu sezon olarak.

aslında kupanın şampiyon kulüpler kupası adıyla oynandığı yıllara bakarsak, beşiktaş için bu tatsız rekordan kurtulma şansı doğurabiliriz. örneğin, 1955/56 sezonunda başlayan şampiyon kulüpler kupasının henüz ikinci sezonu. ön eleme turunu geçip son onaltıya kalmaya çalışan takımlardan biri manchester united. bir sonraki sezon yaşayacakları acı kazadan haberi bile olmayan bir dolu genç yetenek önce deplasmanda 2-0, sonra da kendi sahalarında tam 10-0 ile turu geçiyorlar. hem de rakip belçika ve avrupa futbolunun devlerinden anderlecht.

1957/58 sezonunda turu elini kolunu sallayarak geçen takım ise yugoslavların ünlü takımı red star oluyor, yani kızılyıldız. zavallı lüksemburg temsilcisi stade dudelange'ye karşı ön eleme turundaki iki maçı da ezici bir üstünlükle tamamlamışlar: dışarda 5-0, içerde 9-1 ile. kaderin bir cilvesi olarak red star çeyrek finalde manchester united'ın karşısına çıkacak ve belgrad deplasmanı dönüşünde münih'deki kazada manchester united takımından, gazetecilerden ve yolculardan 23 kişi hayatını yitirecekti.

1958/59'da real madrid'in başarılarından sıkılan atlético madrid, ön elemede karşısına çıkan irlanda takımı drumcondra'yı önce 8-0 ile evine yollayacak, bu skorla da yetinmeyip deplasmanda da 5-1 kazanacaktı.

lüksemburg takımlarının çilesi 1959/60'da da devam ediyordu. ön elemede lks lodz'u geçerek büyük başarıya imza atan jeunesse d'esch'in şanssızlığı karşılarına real madrid'in dikilmesi oluyordu. sonuç ise deplasmanda alınan 7-0 ve içerde alınan 5-2'lik yenilgilerdi. aynı jeunesse d'esch bir sonraki sezonda o dönemin güçlü fransız takımı stade de reims'e 6-1 ve 5-0 ile tarih yazdırıyordu.

herhalde yukardaki farklı sonuçların hiçbiri 1961/62'deki kadar ilginç olamazdı. sonuçta aynı takımın bir turu 10'dan fazla gol atarak geçmesini ve bir sonraki turu 10'dan fazla farkla kaybetmesini çok sık göremeyiz değil mi? danimarka temsilcisi boldklubben 1909 başroldeydi bu ilginç performansda. ön elemede, ilginçtir, yine bir lüksemburg takımı olan ca spora luxembourg karşısında güle oynaya turu geçerlerken tam 15 kez rakip fileleri sallamışlardı: deplasmanda 6-0, danimarka'da 9-2 ile. ama çeyrek final öncesinde real madrid, garibana vurmak kolay, gücün yetiyorsa beni yen dercesine çıkıverdi karşılarına. ne olduklarını şaşırmışlardır herhalde. önce kendi sahalarında 3-0, ardından madrid'de 9-0 kaybedince.

daha önceki sezonlarda -ilk sezon hariç- hep bir defa tekerrür eden en az 10 farkla turu geçme hadisesi 1962/63'te 3 kez gerçekleşti. gariban lüksemburglular ekolüne bu defa us luxembourg katıldı ve ön elemede kupayı o sezon kazanacak ac milan ile eşleşti. sanırım fazla direnememişler ki gayet istikrarlı şekilde milano'da 8-0, kendi evlerinde 6-0 yenilmişler. ipswich town ise malta takımı floriana'yı deplasmanda 4-1, evinde de 10-0 ile geçmiş (bir sonraki turda ac milan'la eşleşmeleri de ilginç). son olarak macaristan'ın vasas takımı, norveç'ten fredrikstad'a kendini fazla yorma kardeş diyerek kapıyı göstermiş: dışarda 4-1, içerde 7-0 ile.

bir sezonluk aradan sonra "ayıp" skorlara 1964/65'te rastlıyoruz yine. dün yarı finalist olan liverpool 43 sene önce de yarı finale kadar yol almış ama ön eleme turunu halı saha skorlarıyla geçmişler: izlandanın kr reykjavik takımına karşı dışarda 5-0, içerde 6-1.

1965/66 da 1962/63 gibi gariban takımların ezildiği bir sezon olmuş kupa 1'de. izlandalılar da lüksemburglularla yarışırcasına davranmışlar: keflavik if, macar ferencvaros'a 4-1 ve 9-1 ile elenirken kr reykjavik'e kardeş gelmiş. ama lüksemburglular cevap vermekte gecikmemiş: daha önce de adını zikrettiğimiz stade dudelange, benfica'ya karşı nasıl olduysa iki maçta 18 golle boyun eğmiş: içerde 8-0, lisbon'da 10-0. adeta, werder bremen'in kıbrıs temsilcisi apoel nicosia karşısında iki maçı da 5-0 ile alıp, turu rahat geçmesi bile güme gitmiş benfica'nın tarihi skoruyla.

1966/67'de ön elemede doğu alman vorwarts berlin, irlanda'dan waterford united'ı 6-1 ve 6-0'la, 1. turda da daha önce bu acıyı kendisi yaşamış olan anderlecht, fin takımı haka'yı 10-1 ve 2-0'la elemişler. sanırım finliler sahalarında 10 gol yedikten sonra bir süre kendilerine gelememişlerdir.

bir sonraki sezonda yani 1967/68'de yine başrolünde bir macar ve izlanda takımının olduğu farklı skorları görüyoruz. vasas, valur'u isim benzerliğinin yüzü suyu hürmeti demeyip 6-0 ve 5-1 ile eleyip çeyrek finale yol almış.

1968/69'da real madrid ilk turda kıbrıs'dan ael limassol ile eşleşince oyuncularına antrenman gibi iki maç oynama olanağı doğmuş galiba. içerde, dışarda iki maç da 6-0 bitmiş. bir sonraki turda ise mütevazı fin takımı lahden reipas, ilk turu geçtiğine geçeceğine pişman olacak skorlarla evine dönmüş çekoslavak spartak trnava'ya karşı 9-1 ve 7-1 kaybederek.

1969/70 sezonunda 1. tur maçlarında tam 4 eşleşmede bu farklar yaşanmış. red star, kuzey irlanda'dan linfield'ı 8-0 ve 4-2 ile, real madrid yine bir kıbrıs takımını olympiakos nicosia'yı 8-0 ve 6-1 ile elerken, leeds united benfica'nın rekoruna yaklaşmış ve norveç'ten lyn fotball'ı 10-0 ve 6-0 ile geçmiş. ismini yazması da dert olan izlanda takımı knattspyrnufelag reykjavikur, feyenoord'a evinde 12-2, rotterdam'da 4-0 yenilerek hem hollandalı taraftarları hem de basın mensuplarını sevindirmiş. zaten feyenoord da o gazla sezonu avrupanın en büyüğü olarak tamamlamış.

örnekler uzayıp gidiyor. bilgi sahibi olmak isteyenler açısından aşağıda 1970/71'den itibaren şampiyon kulüpler kupasına önemli olan katılmak diyen mütevazı takımları ve onlara acımayan rakiplerini listeleyelim:

1970/71 - 1. tur
Celtic FC (İsk) (9-0) (5-0) KPV Kokkola (Fin)
EPA Larnaca (G. Kıb) (0-6) (0-10) Borussia Mönchengladbach (B. Alm)

1971/72 - 1. tur
Feyenoord Rotterdam (Hol) (8-0) (9-0) Olympiakos Nicosia (G. Kıb)

1972/73 - 1. tur
Sliema Wanderers FC (Malta) (0-5) (0-5) Gornik Zabrze (Pol)
1972/73 - 2. tur
Bayern Munich (B. Alm) (9-0) (4-0) AC Omonia (G. Kıb)

1973/74 - 1. tur
Club Brugge KV (Bel) (8-0) (2-0) Floriana FC (Malta)
Crusaders FC (K. İrl) (0-1) (0-11) Dinamo Bucureşti (Rom)

1974/75 - 1. tur
Feyenoord Rotterdam (Hol) (7-0) (4-1) Coleraine FC (K. İrl)

1977/78 - 1. tur
Celtic FC (İsk) (5-0) (6-1) Jeunesse d'Esch (Lük)

1978/79 - 1. tur
Real Madrid (5-0) (7-0) Progres Niedercorn (Lük)
Grasshopper-Club (İsviçre) (8-0) (5-3) Valletta FC (Malta)

1979/80 - 1. tur
HJK Helsinki (Fin) (1-8) (1-8) Ajax Amsterdam (Hol)

1980/81 - ön eleme turu
Budapest Honved SE (Mac) (8-0) (3-0) Valletta FC (Malta)

1982/83 - 1. tur
Avenir Beggen (Lük) (0-5) (0-8) SK Rapid Wien (Avu)

1984/85 - 1. tur
Avenir Beggen (Lük) (0-8) (0-9) IFK Göteborg (İsv)

1985/86 - 1. tur
Rabat Ajax (Malta) (0-5) (0-5) AC Omonia (G. Kıb)

1986/87 - 1. tur
FC Porto (Por) (9-0) (1-0) Rabat Ajax (Malta)
Juventus (İta) (7-0) (4-0) Valur (İzl)

1987/88 - 1. tur
Fram (İzl) (0-2) (0-8) TJ Sparta Praha (Çek)

1990/91 - 1. tur
FC Porto (Por) (5-0) (8-1) Portadown FC (K. İrl)
Valletta FC (Malta) (0-4) (0-6) Rangers FC (İsk)

1991/92 - 1. tur
US Luxembourg (Lük) (0-5) (0-5) Marseille (Fra)
Hamrun Spartans (Malta) (0-6) (0-4) Benfica (Por)

görüldüğü gibi şampiyonlar ligi öncesindeki 37 yıllık şampiyon kulüpler kupası adı altındaki tamamen elemeli yapılan organizasyonda azımsanmayacak sayıda yaşanan bir durum var karşımızda: 46 kez bir takım rakibinden en az 10 fark yiyerek elenmiş iki maç sonunda. üstelik bu hadiselerin çoğu da ilk yıllarda yaşanmış. bir de diğer kupaları katarsak avrupa yolculuğunun gerçekten de bazı takımlar adına işkenceden farksız olduğunu görürüz.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails